Bölüm

Kimya Mühendisliği, daha konforlu, daha güvenli ve daha iyi şartlarda yaşamamız için, maddelerin büyük ölçekte dönüştürülmesini inceleyen ve bu alanda uygulamalar yapan bir mühendislik dalıdır. Bu dönüşümler, maddeleri istenen amaçlara uygun daha faydalı maddelere veya enerjiye dönüştürürler ve kimya, petrol, ilaç, elektronik endüstrilerinde önemli bir yer tutarlar. 


Kimya Mühendisliğinin kimyadan en önemli farkı bu dönüşümlerin büyük ölçekte gerçekleştirilmesidir. Büyük ölçek kavramı öznel ve bağıl bir kavramdır ama genel olarak büyük ölçek, endüstriyel ve değer üreten ölçek olarak ifade edilebilir. Bu tanım açısından bakıldığında, Kimya mühendisliği uygulamaları, yani maddelerin endüstriyel ölçekte, daha faydalı ve istenen maddelere dönüştürülmesi işlemi binlerce yıldır gerçekleştirilmektedir. Örneğin M.Ö. 300 yıllarında Romalılar, kireç ve kalsine edilmiş kalsiyum karbonatı kullanarak çimento üretimine başlamışlardır. Bu ve benzeri işlemler birer kimya mühendisliği süreci olmasına rağmen modern anlamda kimya mühendisliği 20 yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır.

Kimya Mühendisliği teknolojinin birçok alanında kullanılan ve bu alanları etkileyen bir mühendisliktir. Geniş anlamıyla kimya mühendisleri, maddelerin üretimini ve dönüşümünü sağlayan süreçleri tasarlar ve bu süreçleri gerçekleştirirler. Bu amaçla kimya mühendisleri laboratuvardaki deneylerle başlar, büyük ölçekteki süreci tasarlar ve ticari ölçekte bu süreçleri gerçekleştirirler.

Çok sayıda endüstri alanı, madde veya malzemelerin sentezi ve işlenmesine dayandığından, Kimya Mühendisliği çok talep ve ilgi gören bir mühendislik alanıdır. Kimya Mühendisliğinin geleneksel uygulama alanları olan petrol, kimyasal madde üretimi ve enerji sektörlerine ek olarak, biyoteknoloji, ilaç, elektronik cihaz üretimi ve çevre konusundaki uygulamalar ve fırsatlar artmaktadır. Kimya mühendisleri, gördükleri benzersiz eğitim sayesinde, maddelerin hem fiziksel hem de kimyasal dönüşüm süreçlerini içeren bu endüstri alanlarında gerekli temel mühendistirler. Örneğin bir kimya mühendisi, kimya endüstrisinde, önemli elektrik, optik ve mekanik özelliklere sahip yeni polimerlerin elde edilmesi konusunda araştırma yapabilir. Bu kimya mühendisi yalnızca polimerin kimyasal sentezini değil aynı zamanda bu polimerin endüstriyel ölçekte üretimini, akışını ve işlenmesini de gerçekleştirir. Biyoteknolojide kimya mühendisleri, mikroorganizmaları ve enzimleri kullanarak yeni ilaçların sentezini gerçekleştiren üretim tesislerinin tasarımından sorumludurlar. Çevre konusundaki birçok uygulama kimya mühendisliği ile ilişkilidir. Kimya mühendisleri çevreye zararlı maddelerin yok edilmesi için katalitik dönüştürücülerin veya diğer kimyasal süreçlerin tasarımını gerçekleştirebilirler. 

Bu mesleki uygulamaları gerçekleştirebilmek için, kimya mühendisi, teknolojik üretim süreçlerindeki bilimsel ve mühendislik prensiplerini tam olarak bilmelidir. Bu nedenle kimya mühendisliği eğitim programlarında, temel bilim derslerinden sonra, uygulamalı matematik, madde ve enerji denklikleri, termodinamik, akışkanlar mekaniği, enerji ve kütle transferi, ayırma teknolojileri, kimyasal reaksiyon kinetiği, reaktör tasarımı ve proses tasarımı derslerine yer verilir.

Osmanlı Türkiye’sinde kimya eğitimi, batı tarzı kurulan modern yüksek öğretim kuruluşlarında başlamıştır. Türkiye’de kimya müstakil bir ders olarak ilk defa 1827 yılında kurulan ilk modern Tıphane’de ve 1847 yılından itibaren Mekteb-i Harbiye’de okutulmaya başlanmıştır.

Türkiye’de bir diplomaya dayalı sistematik olarak kimya öğretimine İstanbul Darülfünunu Fen Fakültesi Kimya Enstitüsü’nde 1918 yılında başlanmıştır. Bu yıldan itibaren 1933 yılına kadar geçen süre, (1933 yılı üniversite reformunun yapıldığı yıldır) Darülfünun dönemidir.

İlk kimya dersinin Başhoca İshak Efendi tarafından verildiği anlaşılmaktadır. Bu ilk dönemde, 1918 yılına kadar, kimya doğrudan doğruya akademik ve mesleki bir eğitim vermekten ziyade yardımcı bir ders şeklinde okutuluyordu. Türkiye’de bir diplomaya dayalı meslek olarak kimya öğretimine başlanması, I. Dünya Savaşı ortalarına doğrudur. Osmanlı Devleti Darülfünunda köklü bir reforma girişmiştir. Almanya ile ittifak halinde bulunulmasından da yararlanılarak değişik bilim dallarına yabancı profesörler getirilmiştir. Bunlar: Prof. Dr Fritz Arndt, Prof. Dr. Von Hösch ve Prof. Dr. Gustav Fester dir. Bu hocalar bir kimya bölümü oluşturmuşlardır. Bina olarak Yerebatan’daki şimdiki Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Bölge Müdürlüğü binası kullanılmıştır. Öğrenim süresi 3 yıl idi ve kimyagerlik diploması verilmekteydi. Anorganik Kimya, Analitik Kimya, Organik Kimya, Sınai Kimya ve Biyokimya dersleri yanında Matematik, Fizik ve Jeoloji dersleri de verilmekteydi.

I. Dünya Savaşı’nı takiben Alman profesörler memleketlerine dönünce, Anorganik ve Analitik Kimya Müderris Ligor Taranakidis, Organik Kimya Müderris Ömer Şevket Bey, Sınai Kimya Suzi Bey ve Biyokimya da Dr. Mahzar Cevat Bey tarafından verilmiştir. 1926 yılında Türkiye ile Fransa arasında yapılan bir kültür anlaşmasına bağlı olarak yurdumuza gelen ekip içinde Prof. Dr. Michel Faillebin’in gelmesiyle Şimifizik Enstitüsü kurulmuştur. 1930 yılında Faillebin’in yerine Prof. Dr. Gabriel Valensi gönderilmiştir. Böylece, Darülfünun döneminde Genel Kimya, Fizikokimya ve Sınai Kimya Enstitülerinden oluşan Kimya Enstitüsünde üç kimya sertifikasına dayalı, zamanına göre modern bir kimya öğretimi yapılarak ülkenin ihtiyacı olan modern kimyagerler yetiştirilmişlerdir.

Ulu Önder Atatürk’ün Türk Milletini maddi ve manevi alanlarda yükseltmek ve uygar milletler seviyesine çıkarmak için yaptığı önemli reformlardan biri olan üniversite reformu ile 31 Temmuz 1933 tarihinde İstanbul Üniversitesi kurulmuştur. Bu yeniden yapılanmada yabancı profesörler yanında öğrenimlerini Avrupa’da tamamlamış genç Türk hocalarda görev almışlardır. Bunlar şöyledir: Genel Kimya: Ord. Prof. Dr. Fritz Arndt, Remziye Hisar, Tahsin Rüştü Beyer, Turhan Şeşbeş ve Tarık Artel. Fiziksel Kimya: Ord. Prof. Dr. Gabriel Valensi, Ali Rıza Berkem. Sınai Kimya: Ord. Prof. Dr. Reginald Oliver Herzog, Saffet Rıza Alpar, Haldun Nüzhet Terem.

1937 yılından önce İstanbul Üniversitesi Kimya Enstitüsü’nden mezun olanlar üç yıllık öğrenim görerek Kimyager diploması almışlardır. Bu yıldan itibaren ders programında bazı ilaveler yapmak suretiyle öğrenim süresi 4 yıla çıkarılmış ve Kimya Mühendisliği Diploması verilmeye başlanmıştır. Bu diplomaya hak kazanabilmek için Genel Kimya, Fizikokimya ve Sınai Kimya sertifikalarıyla F.R.M.K. sertifikasını ve Makine, Elektrik, Teknik Resim derslerini de almak gerekliydi. Daha sonra Kimya Yüksek Mühendisliği diplomasına dönüşüm yapılmıştır.

Kimyagerlik diplomasının verilmesine başlandığı 1918 yılından 1950 yılına kadar geçen süre içinde ülkemizin bilim alemine, irfan ordusuna ve sanayiine gerekli olan kimyagerler tek kimya öğretim kuruluşu olarak İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Enstitüsü tarafından yetiştirilmiştir. Bu bakımdan bu enstitünün ülkemiz için özel bir önemi vardır. 1964 yılında kurulan Kimya Yüksek Okulu ve 1967 de kurulan Kimya Fakültesi, Kimya Enstitüsünün bu tarihi görevini başarıyla sürdürmüşlerdir. 1964 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesine bağlı olarak Kimya Yüksek Okulu kurulmuştur. Bu okulun kuruluşuyla birlikte programlar yeniden gözden geçirilerek ve düzenlenerek kimya eğitimi, Kimya Lisans, Kimyagerlik ve Kimya Yüksek Mühendisliği olarak üçe ayrılmıştır. Bu yıldan itibaren Kimya Yüksek Mühendisliği öğrenimi 5 yıla çıkarılmıştır. Böylece mühendisliğe yönelen bir kimya mühendisliği programı ortaya çıkmıştır.

Kimya Fakültesinin kurulmasıyla birlikte Kimya Mühendisliği Programında bazı değişikliklere de gidilmiştir. 4 Kasım 1981 tarihinde yürürlüğe giren Yüksek Öğretim Kanunu (YÖK) ile üniversiteler yeni bir döneme girmişlerdir. Bununla birlikte İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi ile Yer Bilimleri Fakültesi birleştirilerek İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi oluşturulmuştur. Kimya Mühendisliği Bölümü de halen bu fakültenin bir bölümü olarak eğitim ve öğretimine devam etmektedir.


Bölümümüzün vizyonu, ulusal ve uluslararsı düzeyde saygın ve sürekli olarak gelişme gösteren bir eğitim-öğretim ve araştırma kurumu olmaktır.

Bölümümüzün misyonu, öğrencilerine ulusal ve uluslararası nitelikli eğitim ve öğretim vererek, sanayinin ihtiyaçlarına cevap verebilecek beceriler kazandırmak, edindiği bilgileri kullanarak karşılaştığı problemlere çözüm üretebilen, tasarımlar yapabilen, mesleğinde yetkin, ekip çalışmasına uyumlu ve özgür düşünebilen elemanlar yetiştirmektir. Bunları yaparken de araştırma-geliştirme faaliyetleriyle bilime katkı sağlamaktır.

Eğitim Amacımız 1: Kimya Mühendisliği Bölümü lisans programında edinilen bilgileri kullanarak sanayinin problemlerine çözüm üretebilmek, tasarım yapabilmek, ekip çalışmasına uyum sağlayabilmek ve özgür düşünebilmek.


Eğitim Amacımız 2: Farklı disiplinlerden bilgiye erişebilmek ve bu bilgi kaynaklarını kullanabilmek.

Eğitim Amacımız 3: Yaşam boyu öğrenmenin gerekliliği bilincine ve kendini sürekli yenileme becerisine sahip olmak.

Eğitim Amacımız 4: Türkçe ve İngilizce iletişim kurabilmek, mesleki ve etik sorumluluk bilincine sahip olmak.

Kimyasal Teknolojiler Anabilim Dalı
Prof. Dr. Ünal Sanıgök
Prof. Dr. Murat Orbay
Prof. Dr. Mualla Tuğtepe
Yard. Doç. Dr. Zerrin Baban


Proses ve Reaktör Tasarımı Anabilim Dalı
Prof. Dr. Hüseyin Gülensoy
Prof. Dr. İsmet Gürgey
 Prof. Dr. İlker Kayadeniz
Prof. Dr. Sevgi Tanın
Prof. Dr. Celalettin Ustaer
Doç. Dr. Tercan Bonçe
Dr. Gülçin Benli
Dr. Gökhan Aktepe

Temel İşlemler ve Termodinamik Anabilim Dalı
Prof. Dr. Umur Dramur
Prof. Dr. Ahmet Aydın
Prof. Dr. Beşir Tatlı
Prof. Dr. Emin Ulusoy
Dr. İrfan Ünlüsayın
Uzman Emel Keskinocak